Aydın KÖKEN
 
  Ana Safya
  ALLAH (c.c)
  Osmanli
  Rüya Tabirleri
  Dini Bilgiler
  istiklal Marsi
  Necip Fazil
  Mehmet Akif
  Memleket
  Kosova
  Oglum ve Ben
  Ordu Hakkinda
  Onemli Linkler
  Güzel Sözler
  Bizim Mekan
  Anket
  Ziyaretçi defteri
Ordu Hakkinda

 

ORDU *
 
   
 
nüfus              763.857
ilçeler              merkez , Akkuş , Aybastı , Çamaş , Çatalpınar , Çaybaşı , Fatsa , Gölköy , Gülyalı , Gürgentepe , İkizce , Kabadüz , Kabataş , Korgan , Kumru , Mesudiye , Perşembe , Ulubey , Ünye 
turistik yerler       Ünye çamlığı , Çambaşı yaylası , Çınarsuyu ve Küçükkertil orman içi dinlenme tesisleri , Eskipazar köyü Bayramlı kalıntıları , İbrahim Paşa ,Hamidiye ve Yalı camileri , Konstantin çeşmesi , Haznedaroğlu konağı 

 

Köy sayısı          525
Akarsular           Melet suyu, Bolaman Çayı, Fatsa Çayı
Dağlar              Canik Dağları
Video klibi seyretmek için tıklayın  Ordu video klibini izlemek için yandaki fotoğrafı tıklayın
Ünye                İlin ikinci büyük kenti olan Ünye Ordu'nun batısında Ordu - Samsun karayolu üzerinde yer alır. Taşhane Burnu'nun koruduğu Ünye koyunun batı kıyısında ve yeşillikler içindedir. Ünye Deresini izleyerek tepelere tırmanan bir yolla Kelkit Çayı Vadisinde Niksar'a bağlanır. Nüfusu 52.000 olan plajlarıyla ünlü bir ilçe orjinal adı "oinos  " Helen dilinde şarap demektir . Doğu Karadeniz bölgesinin kültürel açıdan Ünye'den itibaren başladığı söylenebilir . Vaktitle Trabzon imparatorluğunun batı sınırı Ünye imiş , Osmanlı'nın Trabzon eyaleti de aynı sınırı korumuş . Ünye kalesi ( Çaleoğlu kalesi ) kasabanın 7 km gerisinde , fındık ağaçları içinde görkemli bir yıkıntı . Girişinde Pontos krallığı dönemine ait( mö.3 ila 1 yy ) bir kaya mezarı var .Sonradan keşişlerce inziva yeri olarak kullanılmış .Ünye'deki Haznedaroğlu konağı vaktiyle Anadolunun en önenli taşra saraylarındanmış .1847 yılında Jules Laurens'in yaptığı çizimler Yapı Kredi tarafından yayınlandı.Şimdi izi bile yok.
Caga gölü - Fatsa
Fatsa               Ordu- Samsun Karayolu üstünde, Karadeniz kıyısında kurulmuştur. Karacık Burnu'nun koruduğu küçük bir koyun kıyısındadır. Bir yolla Kelkit vadisinde Reşadiye'ye bağlanır. 1980 müdahalesinin ardından sıkıntılı günler geçiren bir ilçe nüfusu 54.000 kişi . Eski adı Bolaman .10 km doğudaki kale ( konak ) da Bolaman kalesi adıyla anılırmış .Zamanla kentin adı değişmiş .Bolaman'a adını veren Polemon Denizli yakınlarında Laodika kentinden zengin bir aristokrat iken M.Ö. 30 yılında Roma imparatoru Augustus tarafından Pontos kralı olarak atanmıştır . Kendinden sonra karısı Pythrodoris ve oğlu 2.Polemon hüküm sürmüşlerdir .

 

Gölköy            Gölköy, Ordu'Nun güneyinde Ordu - Koyulhisar yolu üzerinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 71 km dir. Bolman Deresi'nin yukarı kollarından birisinin kıyısında kurulmuştur.
Aybastı          Aybastı Ordu'nun güneybatısında Fatsa'yı Reşadiye'ye bağlayan yol üzerinde yer alır. Eski adı "Esenli"dir.
Gürgentepe     Ordu'yu Koyulhisar üzerinden Sivas'a bağlayan yolun geçtiği aynı adlı geçitin (Gürgentepe Geçidi, 1275 m) kuzeyinde kurulmuştur.1985'de ilçe merkezi olmuştur.
Korgan            Fatsa'nın 40 km güney batısında deniz seviyesinden 725 m yükseklikte kurulmuştur. 1960 da ilçe merkezi  olmuştur.
Kumru            Fatsa'nın 33 km kadar güneybatısında deniz seviyesinden 600 m yükseklikte kurulmuştur.  1955'de sadece 250 kişilik  nüfusa sahip olan Kumru 1960 ilçe merkezi olmuştur.
Çamaş            Fatsa'nın 21 km kadar güneyinde kurulmuştur. 1955'de 448 kişi olan nüfusu 1990 da 10.116 olmuş ve aynı yıl ilçe mertkezi yapılmıştır.
Ulubey           Ordu'nun 22 km kadar güney batısında deniz seviyesinden 550 m yükseklikte kurulmuştur. 1958 de ilçe merkezi olan Ulubey'in 1960'da nüfusu 3.023 idi.
Mesudiye             ilçenin orjinal adı Milas'tır .1878 de 2.Abdülhamit döneminde adı Hamidiye 'ye 1908 yılında ise Meşrutiyet döneminde Mesudiye 'ye dönüştürülmüştür .Milas adının  antik Anadolu dillerinin birinden geldiği düşünülmektedir .
Perşembe ( Vona )  ilçe merkezi Perşembe'nin 1945 yılından önceki anlamı Vona 'dır  . İk çağdaki ismi ise Boona 'dır .Helence bir kelime olan " boon - inek " ile bir alakası olduğu düşünülmektedir
Tarih              M.Ö. 2000 lerde bu topraklar Kaşkaların yurduydu . Kaşkalar  , güneyde devlet kuran Hititler için uzun süre önemli bir tehlike oluşturmuştu . M.Ö.12. yy.da batıdan Anadoluya gelen halkların önünden kaçan bazı Hitit toplulukları bu yöreye sığınmıştı .M.Ö. 7.yy.da Miletliler  (  Helen ) bu bölgede iki ticaret kolonisi kurulmuştu ( Kotyora ve Vona ).M.Ö.3.yy.da Pontos krallığının egemenliğine giren bölge ,M.Ö.1.yy.da Roma imparatorluğu sonrada Bizans'a bağlanmıştır .1204 yılında Trabzon imparatorluğunın hakimiyetine girmiş .13.yy.da Selçuklular ile Trabzon arasındaki savaşlarda devamlı el değiştiren yöre 1461 de Fatih tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
 

 

TURİSTİK YERLER
 
İlk Adım Anıtı         Atatürk'ün Ordu'ya ilk ayak bastığı Sahil Caddesindeki iskele üzerinde 1981 yaptırılmıştır.
Cotyora              Kotyora (Bozukkale) Ordu ilinin antik çağda ilk kurulduğu yerdir. İl merkezine iki km uzaklıkta, doğal bir liman görünümündedir.
Kurul Kaya          Uzunisa bucağına bağlı Bayadı köyündeki antik yerleşme alanında, yeraltı galerileri vardır.
Eskipazar           Ordu ilinin ikinci kuruluş yeridir. Burada iki cami ve bir hamam kalıntısı bulunmaktadır. 18.yüzyıl eseri olan hamamların moloz taştan ve mermerden döşemelri sökülmüştür.
 
Kilise             Taşbaşı Mahallesindedir. 1850-56 arasında yaptırılmıştır. Hristiyan Pontus Rumları'nın Yunanistan'a gönderilmesinden sonra  önce cezaevine çevrilmiş daha sonra depo olarak kullanılmışsada günümüzde onarılmıştır ve kültürel faaliyetler için kullanılmöası düşünülmektedir.
Çaleoğlu Kalesi   Ünye Kalesi, Ünye'nin 6 km güneyindedir. Pontus Kralı Mithridates tarafından yaptırılmıştır. Volkanik bir tepenin krateri üzerine yapılan kale bugün yıkık durumdadır.
İbrahim Paşa Camii 18.yüzyılda, Tayyar Mahmud Paşa ve Salih Ağa tarafından İbrahim Paşa'nın yaptırdığı ahşap caminin yerine inşa edilmiştir.
Hamidiye Camii    1891'de kaymakam Cordanzade Mir Ahmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Duvarları taştan örülen cami, ahşap çatılı ve çift minarelidir.
Yalı Camii           1883'te yanan ahşap caminin yerine Hacı Hasan Efendi tarafından yaptırılmıştır. Duvarları kesme taştan örülen caminin mihrabı ampir üsluptadır.
Selimiye Cami     1926 da yapımına başlanan, 1956'da hizmete açılan caminin Selçuklu süsleme sanatından alınmış mihrabı ilgi çekicidir.
Konstantin Çeşmesi   Rum mimarisinin özgün örneklerindendir.
Bolaman konağı      Bizans veya Ceneviz işi kale üzerinde 18 .yüzyılda inşa edilmiş bir ahşap konut .1974den bu yana sözde restore edilmektedir .İçinde Şapel ( küçük kilise ) kalıntıları var .Bitişikteki konak Haznedaroğlu ailesinin malı .

 

Yason Kilisesi      Vona (Perşembe) ilçesinin 22 km batısında bir yarımada olan Yason Burnunda bulunmaktadır..
Yasun Burnu       Bolaman'ın 12 km ilersinde.Iason , eski mitolojide Altın Postu ele geçirmek için Argo gemisiyle Karadeniz'e açılan kahramanların önderi .Antik çağda yarı Tanrı olarak saygı görürmüş ; onuruna bir tapınak inşa edilmiş .Şimdi yerinde metruk bir kilise var .1980 lere kadar kubbesi ayaktaymış ama olta zokası yapmak için kurşunları sökülünce yıkılmış.

 

Kaya mezarları     Ünye'nin Gürpınar köyünün, Tozkoparan mevkiinde, Cevizlidere, Büben ve Delikkaya köylerinde Helenistik dönemden kalma kaya mezarları vardır.
Çamlık               Ünye'nin doğal güzellikleri ve dinlenme tesisleriyle ünlü yerli ve yabancı turistlerden büyük rağbet gören bir tatil merkezidir.
Keyfalan Yaylası  Mesudiye İlçesinin güneyinde, çam ormanlarıyla kaplı yayla, yöre halkının piknik ve dinlenme yerlerindendir. Diğer gözde yaylalar Çarşamba ve Perşembe yaylalaırıdır.
 
FOLKLOR
Ordu halk müziği ve geleneksel oyunları, Doğu Karadeniz kültürü içinde yer almakla beraber. Bölgede kemençe  yanısıra bağlamanında kullanılması özellikle güney bölümünde Türkmen kültüründende etkilendiğini göstermektedir. Dik horon, Laz horonu, mendil oyunu, Ordu karşılaması en yaygın halk oyunlarıdır.
Orduda geleneksel kadın giyiymi "hotoz" yada tepelik denilen başlıklarla, ak patiskadan fanila, dizden yukarıda paçaları fistolu uçkurlu don, yakası dantelalı ve nakışlı yelek, bindallı, yarlık, "çöpür" denilen keçi kılından çorap ve yemeni, galoş, potin yada mest gibi ayakkabılardan oluşur.
 
ORDU DOĞUMLU ÜNLÜLER
 
Sıtkı Can : 1904-1958 Eğitimci, yazar.Öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. Halkevi yayın organı "Yeşilordu" yu çıkardı. Şiirlerinin yanında yöresel araştırmalarıda vardır. Başlıca yapıtları; Doğadan sesler, Rize'li şairler, Ordu ilinde Çocuk ve ilgili inanma, Ordu bilmeceleri.
Nurten Çelebioğlu : 1930 - Şair, öğretmen. 1963 yılında bir derginin yarışmasında şiir dalında birinci oldu. 1973 TRT Sanat Ödülleri Yarışmasında şiir dalında birinci oldu. 1964'te "Islak Gün" adlı şiir kitabı yayınlandı.
Ali Rıza Gürsoy : 1903-1973 Gazeteci, yazar. Milli İnkılab-ı İçtimai ve İdmanyurdu klüplerini kurdu. 1924'de "Tekamül- Gürses" gazetesini çıkardı. 9 yıl Belediye başkanlığı yaptı. Cumhuriyetin 10.yılında ilkel baskı makineleriyle 24 sayfalık renkli bir gazete çıkardı. 1932'de "Çığ" adlı oyununu yazdı.
İsmail Zühtü Efendi : 1736-1806  Hattat. Sülüs ve nesih tarzı yazıdaki ustalığı nedeniyle Reis-ül Hattatin (Hattatların Reisi9 ünvanını aldı. Enderun-u Hümayun'da yazı hocalığı yaptı. Topkapı Sarayında iki Kur'an-ı Kerim'i vardır.
Sadık Karamustafa : 1946- Grafik sanatçısı. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Bölümünde okudu. Tiyatrolar, sendikalar, plak şirketleri ve filmler için afişler hazırladı.
İsmail Kılıç Kökten : 1904- 1974 Bilim adamı. Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'ni bitirdi. 1959'da prehistorya profesörü oldu. Kars, Samsun, Gaziantep, Sivas ve Antalya'da araştırmalar yaptı. Karain kazılarında bulunan yapıtların müzelerde sergilenmesine öncülük etti.
Mustafa Rakım Efendi : 1757-1825 Hattat. Padişah 3.Selim'in resmini yaparak müderrislik ünvanını aldı ve Sikke-i Hümayun ressamlığına getirildi, padişahın tuğrasını yaptı.
Kadir İnanır : 1949- Sinema sanatçısı. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulundan mezun oldu. 1968 yılında bir gazetenin açtığı yarışmayı kazandı ve sinemaya geçti. 200'ün üzerinde filmde rol aldı. 1973'de utanç, 1986 da Ylanların Öcü filmlerindeki rolleriyle Antalya, Altı Portakal Film Festivalinde"en iyi erkek oyuncu" ödülünü aldı.
Azer Yaran : 1949- Şair, çevirmen. Ankara DTFC Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. TRT Çoksesli Korosunda çalıştı. Şiirlerinin yanısıra Rusça'dan yaptığı çeviriler dergilerde yayınlandı.
Ümit Tokcan : 1945 -, Türk Halk Müziği sanatçısı. Sabat yaşamına Aksaray Musiki Cemiyeti ile başladı.  Daha sonra İstanbul Radyosu'na girdi. 1973'de "Şirvan" ile sinemaya geçti.
Kamil Sönmez : 1947 - . Türk Halk Müziği sanatçısı. Ankara Devlet Konservatuarı Şan Bölününde okudu. Ankara Yeni Sahne Kardeş oyuncuları ve Aykut Dilligil tiyatrolarında sahneye çıktı. Daha sonra halk türküleri sınavını kazanarak radyoya girdi. 1979'da "düşman" adlı filmde rol adldı.
Tuncer İnan : 1937, Taşbaşı Mah. Zeytinlik Sok. No:6 ORDU doğumlu. Türk Halk Müziği sanatçısı. İlk, orta ve liseyi Ordu'da okudu. İstanbul Özel Gazetecilik Okulunu bitirdi. (Bahçeye gel bahçeye kuru fındık bulursun, oy bir sigara ver bana haydi bak dumana dumana, Ünye'den çıktım başım selamet) türküleri derleyip/notaladığı Ordu türkülerinden birkaçı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı sanatçı öğretim görevinde de bulunan sanatçı halen TRT İstanbul Radyosu Türk Halk Müziği (YURTTAN SESLER) koro şefi ve saz ( bağlama ) sanatçısıdır
 
TOPOGRAFİ
 
Bizantolog Prf.Dr.Anthony Bryer'in Pontos Topografisi adlı kitabından**
 
YASUN BURNU CİVARI
 
          Adını Argonot efsanesindeki İason’dan alan ve bugün Kiremitli burnu olarak bilinen bu koy metruk bir kiliseyi de (Panaya) barındırıyor. Xenophon, Anabasis’te Yasun’un burada demirlediğini yazmıştı (Xenophon, Anabasis, VI,ii, I). Skylax bölgede bir Acropolis’ten bahsetmiş (Skylax, 88), Kinneir 1813’de antik bir şehrin kalıntılarını bildirmiş, Bijişkyan ise Hoynat kalesini (Yanlışlıkla Horyat adı geçiyor) bildirmişti (Kinneir,323).
Yasun burnunun 4.5 km. doğusundaki ve Vona (Perşembe) yolundaki Hoynat kalesini Arrian, Kilikyan’ların adası olarak adlandırıyor (Arrian, 23). Biraz daha doğuda yarımadanın diğer ucundaki Çam Burnu’nda ise bir zamanlar Tanrı Zeus için bir tapınak olduğunu Rhodes’li Apolonius’tan öğreniyoruz (Apollonius Rhodius, Argonautica, Book II,33).
          Yarımadanın hemen bitiminde tarihi Vona yerleşimiyle karşılaşıyoruz. Arrian, yöreyi, sözcüğü Latinize ederek “Bona Portus”, İdrisi “Bina”, Clajivo “Leona”, İtalyanlar “Launa” olarak adlandırırken, Evliya Çelebi ise buradan büyük gemilerin demirlediği “Vuna” diye bahseder. Bugün Perşembe olarak bilinse de yerli halkı tarafından Vona ve Vona limanı kelimeleri günümüzde de kullanılmaktadır.
Antik şehir Kotyora bugünkü Ordu’nun biraz güneyinde Eskipazar, Ordu- Sivas karayolunun 3.km.'sinde ve onun atasıdır. Bugün eski bir camiden kalma giriş kapısı ve hamam kalıntıları bulunuyor. Kotyora,Boztepe’de antik şehri gören bir Acropol ve limana (Hamilton 1836, I, 267) sahipmiş.
          Sinoplu Hellen kolonistlerin kurduğu antik şehrin ve Ordu’nun 4 km. kuzeyindeki ortaçağdan kalma Bozuk Kale’nin kalıntıları görülebilir.
Modern Ordu’nun kuruluşu konusunda net bilgilere sahip değiliz. Daha çok söylencelerden yararlanıyoruz. 19. yüzyılda burada mevcut askeri birlikten dolayı bu adı aldığı söyleniyor. Gezgin Beauchamps'a göre bugünkü Ordu, 1780-1790 tarihinde kurulmuş olup, 1834’de ise epeyce gelişmiş.
Yasun burnu civarı Türkmenlerin eline 1357-1404 tarihleri arasında geçmiş olmalı. Clajivo (Clajivo, 104) 1404’de burasını bir Türkmen emirinin yönetiminde bulmuştu. 1357’de bile burada Türkmenlerin yerli halka saldırdığını , Trabzon İmparatoru’nun bunlardan 14 tanesini öldürttüğünü görüyoruz (A.Bryer, DOP,29 81975), 130).
Karadeniz otoyolundan sahile sapan birkaçyüz metrelik bozuk patika yolu bizi olağanüstü manzarası olan buruna ulaştırıyor. 1860 yılına kadar burada bir Bizans kilisesi varmış [Joannee Isambert(1861),520]; 1868 yılında aynı ölçülerde bir yenisi yapılmış. Duvarlarında, eski yapıdan kalma üzerinde kabartmalar bulunan kireçtaşı blokları da kullanıldığından kilisenin tarihi konusu biraz kafa karıştırıyor.
          Yarımadanın batı ucunda bulunan Bayadı Köyü’nde, Bizans döneminden kaldığı tahmin edilen (kaliteli duvar işçiliği) ve halkın bir zamanlar kilise olduğunu iddia ettiği bir kilise var.
          Bayadı Köyü’nün Kavrayalısı mevkiinde fındık bahçeleri arasında bir kilise yıkıntısı daha var. Kilisenin 4 m. yüksekliğinde ve 1m. kalınlığındaki batı ve kuzey duvarları iyi kötü ayakta kalabilmişler. Muhtemelen Trabzon veya Bizans tarzı olan kilisenin 3 apsidi varmış ve ölçüleri aşağı yukarı 10´20-25m. civarındaymış.
          Çam Burnu’nun 5 km. batısında ve sahilden 20 m. uzklıkta ki Kilikyanlar adacığı (daha doğrusu kayalığı) üzerinde Hoynat kalesi adı verilen bir yıkıntı var. Hangi amaçla ve ne zaman yapıldığı meçhul.
         Clajivo, 1404 yılındaki seyehatinde çevresinde insanların yaşamadığı deniz kenarında terkedilmiş bir kaleden bahsediyor (Clajivo,109). Evliya Çelebi, Boon kalesi denilen bu yapıyı 1644’de görüyor ve deniz kenarında, yuvarlak biçimli ve doğu kısmında kapısı var notunu alıyor. Kale, muhtemelen, Trabzon İmparatorluğu döneminde Boon Koy’una demirleyen ticaret gemilerini kollamak amacıyla yapılmıştı.
 
FATSA VE BOLOMAN BÖLGELERI
 
          Bijiskyan 19.yüzyilda çiktigi Karadeniz seyehatinde “burada Poliman adli bir irmak ve bir sehir zikredilmistir. Ufak gemilerin girebildigi bu irmagin yaninda ilica, hamamlar ve eski bir kilise vardir ki; burasi eskilerin irmagin yaninda gösterdikleri eski Bolaman sehrinin kalintilari olsa gerek”(Per.Minas Bijiskyan, Pontos Tarihi, 76) notunu almistir. Bolaman irmaginin antik adlari Sidenos ve Polemonion isimleri halk tarafindan unutulmustur.
          Bolaman nehri’nin batisinda yer alan Fatsa ise bugünkü adini Uatiza, Vathiza, Vatiza, Vatisa, Uatiça, Fatiza, Fatida, Fatnida, Fadissa sirlamasindaki evrim sonucu bulmustur.
          Bolaman, antik dönemin yerlesim merkezlerinden biri ve eski Pontus Polemonicus’un baskentiydi. Frederico di Piazzalungo’nun 1274 yilindan kalma belgelerinde Cenevi’li tüccarlarin Fatsa limani vasitasiyla Anadolunun iç bölgeleriyle ticaret yaptigini ögreniyoruz (Britianu, Recherches,166-67). Trabzon Imparatorlugu’nun parçasi oldugu dönemlerde Türkmen ataklarina karsi bölgenin pek korunakli olmadigi görünüyor.
Eviliya Çelebi 1644 tarihli seyehatnamesinde Fatsa’da çogu Rumlarin olan üçyüz evden bahsediyor(Evliya, II,40).
          Bucera kalesi Fatsa’nin 7 km. dogusunda ve Basköy’ün 500m. güneyindedir. Kale asagi yukari dikdörtgen biçiminde 59´38m. ölçülerindeydi ve 1.10m.kalinliginda 7m.yüksekliginde duvarlara sahipti. Kuzey ve güney duvarlari günümüzde de görülebilir.
          Evkaf Köyü Kalesi Fatsa deresinin 5 km. güneyinde, derenin dogu mevkinden 500m. uzakliktaki ayni adli köyde bulunmaktadir. 200´50m. ölçülerinde bir Trabzon Imparatorlugu kalesidir.
          St.Barbara manastiri 32m. uzunlugunda büyük ve tek ana apside sahip olan 13.yüzyil Trabzon sitili bir manastirdi. D.C.W’nin 1962 yilinda tanimladigi (Winfield and Wainwright, AnatSt.12,155-57) yapida mozaik ve fresk izleri günümüzde de görülebilir.
          St. Constantine Kilise’si ilk olarak 1836’da Hamilton tarafindan kaydedilmisti (Hamilton,I,270). Hamilton antik Bolaman’da bulunan sekizgen kilisenin St.Constantine ithaf edildigini, kalintinin güney duvarinin Fatsa’nin 1.5 mil dogusunda görülebildigini not almistir. Hommaire de Hell’in de bahsettigi kilisenin duvar yapisi incelendiginde 7. ila 10. asirlar arasinda yapildigi düsünülmüstür (Cf.Krautheimer, Architectue).
          Bölgede Roma’li bir askere ait 1.80´0.60m. boyutlarinda bir mezartasi kitabesi bulunmustur. Kitabenin üst kısmında ata binmiş, belinin sağ tarafında bir kılıcı olan, kısa bir ceket giymiş askerin kabartması ve altında şu yazı vardır:
C.NVMERİO'
MAIORI.DEC'
VETERANO.
TOSSIDENE PRO
CLA.VIRO.SVO.ET
C.NVUMERIVS MAIOR
FILIVS PATRI H C
          Yazıda adı geçen asker adı Numerius Latin kökenlidir, keza karısı Tossidene'de öyle. M.S. 2.yüzyıldan kalma mezartaşı Samsun müzesinde sergilenmektedir. Emekter askerin ölümü, bir başka kanıt bulunmadan, bölgede bir Roma süvari bölüğünün varlığı olarak algılanmamalıdır.
          Bölgedeki en ilginç yapı Bolaman konağı yada kalesi adı verilen, Boloman deresinden 7 km. doğuda bir zamanlar ada olan bir platformda yer alan, içerisinde bir kilise ihtiva eden bir kaledir. Dahası bu kale üzerine birde Osmanlı konağı yapılmıştır. Kale 65 metre uzunluğunda üçgen bir kayanın üzerine inşa edilmiştir. Kalenin güney duvarında yükseklik 6m.ye kadar çıkabilmektedir. Orjinal döşemesi kaldırım iken günümüzde beton kaplanmıştır. Kalenin üstünde güney duvarı ile kilise arasında 19.yüzyılda ahşap bir Osmanlı konağı kondurulmuştur. 1836 yılında Hamilton bu kalenin Ali Bey adlı birisine ait olduğunu yazmış (1836,I270), 1846'da Hell ise kale üzerinde bir saraydan bahsetmiş ve Çarşamba paşası Ahmet Bey'e ait olduğunu bildirmiştir (Hell,II,369-70). Bu paşa Osman Hazinedaroğlu adlı Trabzon paşasıdır. Yapının bugünkü sahiplerinin anlattığına göre (Kademoğlu ailesi) kalenin üstüne konağın Osman Paşa'nın babası Çarşamba'lı Süleymanzade Hazinedaroğlu, Trabzon Paşası iken 1811 yılında misafir evi olarak yaptırılmıştır. Günümüzde Devlet eliyle restore edilmektedir.
          Boloman kalesinin 1.5 km. doğusunda deniz kenarında "Hristiyan kiliseleri" olark adlandırılan iki mağara vardır. Mağaralar özenle yontularak şekillendirilmiştir. Büyük mağara'da 1965'e kadar görülebilen kadın ve balık resimleri varmış. İkinci mağara ise ulaşılması oldukça tehlikeli bir pozisyondadır. Mağaraların hangi dönemden kaldığı ve neden inşa edildiği bilinmiyor.
 
ZEFİR BURNU
 
          Coğrafi kaynaklarda 16.yüzyıla kadar Zefalo, Zeffanol, Zeffalo, Zeffera, Zefano, Cefalo ve Zefiros adı geçmişse de günümüzde Çam Burnu olark adlandırılmaktadır. En yüksek noktası 546 m. olan ağaçlık ve engebeli bir alandır. Bıjışkyan:
“Zefre (eski adı Zefir), Giresun’a on sekiz mil mesafede olup, Keçiburnu’nun altında bir limanı mevcuttur. Burada yanından bir dere akan eski bir kale vardır. Dört mil ötede, üzerinde eski bir kale ile Esbiye kasabası, bunun yukarısında da pek çok bakır çıkarılan Lahanoz madeni vardır.”(Bıjışkyan, 79)
          Kenchrina’nın bu bölgede yeralan Ortaçağa ait bir yerleşim birimi olduğu sanılıyor. Trabzon İmparatorluğunda yönetici sınıf ile yerli halkın ileri gelenleri (Tzan) arasındaki iç savaş döneminde adı Panaretos ve Libadenos tarafından anılıyor. Asillerden Niketas Scholaris burada 1345 tarihinde hapsediliyor (Panaretos, ed. Lampsides, 69).
          Armelit Kalesi, Zefir burnu yolunu takip edip Kazanlı’yı 500 m. geçtikten sonra 750 m. lik yükseklikte karşımıza çıkan bir yıkıntı. Sert tabiat ve hazine avcıları tarafından büyük ölçüde yok edilmiş.
          Andoz Kalesi (Kutsal Anthony) Yağlı Dere kenarında, fındık bahçeleri arasından ulaşılabilen 250 m. yükseklikte bir tepecikte yer alıyor. Güney kısmında giriş kapısı, batıda ise bir pencere var. Andoz Kalesi’nin yapılış amacının hemen yanından geçen tarihi yolu kontrol altında tutmak olduğu anlaşılıyor.
          16.yüzyılda Zefir Burnunda sözü edilen Theotokos kilisesinden günümüze herhangi bir iz kalmamış.
          Hisarüstü Kalesi, deniz kenarındaki büyükçe bir kaya üzerine kurulmuş, günümüzde batı ve kuzey duvarları görülebilecek durumda.
 
Ordu bir zamanlar dünya güzeli konaklarla doluydu.Hala ayakta olan birkaç konaktan biri Paşaoğlu konağı restore edilip Etnografya müzesi yapılmıştır .İçinde yüzyılın başından kalma ev eşyaları bulunmakta ,bahçedeki çam ağaçları az bulunan bir tür . 
Ordu'da bir simitçi tezgahından .Karadeniz'in simidi  İstanbuldan farklı ; kabuk kısmı sert ve parlak , susam olmazsa olmaz zorunluluk değil.
Ordu'da restorasyon bekleyen bir yıkık konak
GEZİ DERGİSİNDE ÇIKAN BİR ORDU YAZISINDAN ALINTILAR***
"Melet ırmağı, Ordu kent merkezinden 6 km uzaklıkta Karadeniz'e dökülüyor. Kıyıları, biraz dinlenmek, ağaçlarını onarmak isteyen balıkçılar için güvenli bir sığınak.
Kirazlimanı Mahallesi'ndeki Oluksuyu çeşmesi, iki tarihi çeşmeden biri. 1842 yılında yaptırıldığı sanılıyor. Düzgün kesme taştan yapılmış çeşmenin ön cephesi taş kemerli ve Arapça bir yazıta sahip...Ordu'nun dağı taşı fındık...
...Süleyman Felek, 1850-1923; Ordu'nun kurucu belediye başkanı Rasgele yapılan evlerden kurulmuş, bakımsızlıktan ve savaş yorgunluğundan yıkık dökük halkdeki kent merkezini, halkın yaylaya çıktığı günlerden birinde yaktırıvermiş, rivayete göre.Sonra geniş caddelerden ve sokaklardan oluşan yeni bir plan oluşturulmuş. Dikine hep denize uzanan sokaklara pek dokunulmamış, sıra sıra göbekler de kesişme noktalarını oluşturmuş. Böylece denizden esen rüzgar, caddeleri aşıp, sokakların arasına dalarak, bahçelere ve evlere, kısaca kentin tümüne, derinden soluk aldırır olmuş.Boztepe 'nin yamaçlarındaki eski mahalleler, olduğu gibi klamışç Aziziye, Zaferi Milli ve Taşbaşı'nın görmüş geçirmiş evleri bu olayın sessiz birer tanıkları gibi, çekildikleri köşelerinde tarihi izlemeyi sürdürmüşler. Şimdi onlarla tanışmaya gidiyorum... 
Aziziye Cami, Yalı Cami diye de adlandırılıyor. Ordu'nun kuruluş yıllarında ahşap olark yapılmış 1894'de ise Kadıcızade Hacı Hasan Efendii kendi parasıyla, eski camiyi yıktırarak yeniden yaptırmış, 1976'da Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore edilmiş.Osman Paşa şadırvanı ise, bir zamanlar kentin en hareketli kısmını işaret ediyor.1930 lu yıllarda çevresinde; Cihan Paşa Oteli, CHP binası, Ordu Eczanesi, dönemin ilk apartmanı ve bir banka bulunuyordu. İstiklal Mahkemeleri döneminde, idam sehpalarının bu şadırvanın köşesinde kurulduğu söyleniyor... 
Yine o sıralarda, meydanı çevreleyen kahveler ise Ordu ahalisinin her türlü sorunlarını tartıştığı mekanlar olarak biliniyor. Ender bir taş işçiliğine sahip olan şadıvan, Sıykı Çebi'ye göre Trabzon Valisi, Ordulu Hazinedaroğlu Müşir Paşa tarafından yaptırılmış, Zamanla yıpranıp, bir kaç kez elden geçirilse de 1939 Erzincan depreminden sonra çatlayan sütunları ve kubbesiyle tehlike yaratmay başlayınca, belediye tarafından yıktırılmış. 1994'de Ofad (Ordu Fotoğraf Sanatçıları Derneği)'ın hazırladığı eski Ordu fotoğraflarından oluşan takvimle birlikte gündeme getirilen şadırvan, belediyenin öncüğünde ve Bayburtlu taş ustalarının yoğun çabalarıyla, aslına benzer halde yeniden yapılarak1997'de açılmış.
... Bir çok insanın hoyrat ellerinden geçerek ulaştığı günümüzdei hala direnmeye çalışan konağın, giriş kapısını gölgeleyen sütunlarının nefis işlemeli başlıkları, günümüze taşıyabildiği asaletinin göstergesi... 
Aynı sırada az ileride, yoldan aşağıda klamış Rum kilisesi restore edilmiş dış görünümü ve çevre düzenlemesine karşın, içine girince düş kırıklığına uğratıyor insanı. Sıra sıra dizilen sandalyelerden başka bir şeyin olmadığı yer, Kültür Müdürlüğünce çok amaçlı toplantı salonu haline getirilmiş... 
Saı Konak, Levent Karlıbel tarafından restore edilmiş. Bu konak eskiden Kosti konağı olarak bilinirmiş. Kosti, Ordu'dan İtalya'ya fındık ve patates ihracı yapan Gölköy'lü bir Rum tüccarmış. Mübadele sonrası Vali lojmanı olarak kullanılmış daha sonra ise Ağır ceza reisi ve Jandarma komutanına lojmanlık yapmış. Şu anda giriş katı kafe orta katı restorant üst katı ise kütüphane olarak kullanılmakta... 
Kilisenin karşısına rastlayan yolun sol tarafındaki "papazevleri" diye bilinen açık mavi renkli bitişik evlerin yanından çıkan merdivenli sokak, beni İsmet Paşa İlkokulu'nun önüne çıkarıyor. Artık, Zaferi Milli Mahallesindeyi, yani eski adıyla Ermeni Mahallesinde. Biraz aşağıdaki Zaferi Milli Deresi, Taşbaşı (eski Rum) Mahallesi ile arad eski sınırı oluşturuyor. İsmet Paşa İlkokulu, sayısı bugün bir elin parmaklarını bulmayan Ordulu Ermenilerden Doktor Dikran'a göre eski bir Ermeni okulu. "Ermeniler kadın, erkek, çoluk ve çocuk çalışarak yapmışlar bu okulu" diyor; elinde 1908'den kalma eski bir fotoğrafta annesinin öğrencilik halini göstererek. Karşı köşede şimdi caminin bulunduğu yerde de Ermeni kilisesi varmış... 
Okul duvarının karşısında, yanındakilerden sütunlu girişi ile hemen ayrılıveren ev de Bedros Ağa'nın oğlu Hacı Karakin'in evi olark biliniyor. Zamanında, 50 bin liralık Varlık Vergisini ödeyemeyince, haciz sonbrası 15 bin liraya Furtun Kamil'in eline geçmiş. Furtunlar, 1.Dünya savaşı sırasında Rusların Tirebolu yakınlarındaki Harşit Çayına dek olan bölgeyi işgal etmelerine üzerine, Sürmene'den kaçarak Ordu'ya yerleşen ailelerden... 
Ordu'nun eski yerleşim yeri, Eskipazar, Ordu- Sivas karayolunun 3.km'sinde. Eski camiden kalma bir kapı ve portali ve hamam kalıntıları bulunuyor.
Tükiye'nin ilk köy gazetesi, Güzelordu'nun kurucusu Bilal Köyden anısına Orsev'in girişimleriyle yaptırılan anıt, öğretmenevinin yanındaki parkta bulunuyor... 
Kurul kayaları hakkında fazla bir bilgi yok. Ana kayanın oyulmasıyla elde edilen, 5 metre eninde 5 metre boyunda ve 8 metre derinliğinde bir sarnıç var, içi bataklık ve su dolu. Aşağı doğru uzayıp giden basamaklı tünelde çalışmalar sürüyor.
Çarşıdan güney yönüne doğru ilerleyip PTT'yi geçince az ilerdeki göbekten yol ikiye ayrılıyor. Sağ tarafa devam edince Valilik binasını geçtikten sonra, Askerlik Şubesinin yanındaki Nüfus müdürlüğü'nün taş yapısı Rumlar döneminden kalma mimarisyile ilginç.
Sola dönen yol ise Boztepe'ye çıkıyor, bu yolun üzerinde Erkoçak sokağının köşesinde bulunan Paşaoğlu konağı                 Etnografya Müzeside mimari olarak, dönemsel karakteristik özelliklere sahip. 1896 da Paşaoğlu Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmış. Bahçesiyle birlikte 625 m2 lik alanı kaplayan konağın taşları Ünye'den, ahşap malzemeleri ise Romanya'dan getirilmiş. Yapının köşelerindeki kaideli ve başlıklı yarım sütunlar, altları bitkisel motifleri, üstler, saçaklı pencereleriyle zengin bir taş işçiliği göze çarpıyor. 1982'de kültür bakanlığı tarafından kamulaştırılan konak, onarıldıktan sonra 1987 de müze olarak hizmete açılmış.  Giriş katında kılıçlar, kamalar, tabanca ve tüfekler, gümüş takılar, takunyalar, para keseleri ve yöresel giysiler, vitrinler içinde sergileniyor. Üst katta bulunan salon, süslemeli tavanı ile karşılıyor gelenleri. Yemek masası, duvar saatleri ve Atatürk'e benzeyen manken üzerinde, Atatürk'ün Ordu'ya geldiğinde giydiğine benzer bir elbise var. Yatak odasında karyola, aynalı konsol, mangal, pencere kenarlarında sedir, bir pikap ve mermer masa; günlük odada dokuma tezgahı, bakır sofra tepsisi, yün çıkrığı, yüklükte sandık ve konsol; yüklüğün içinde ayrı bir oda olan paşa- nine odasında karyola, gardrop ve aynalı konsolyerleştirilmiş. Pazartesileri dışında hergün 09-12.00 ve 13.30-17.00 saatlerinde açık olan müzen...
Sıtkı Can Caddesi'ndeki eski vali konağı, Sarı konak, Hacı Karakin'in evi, Paşaoğlu konağı ve Ordu Giresun yolundaki Piraziz'de yolun sol tarafındaki Naim Tirali konağı, rivayete göre aynı Rum ustanın eseri. Ancak bu usta başka konak yapmasın diye öldürülmüş.
 Bozuk bir asfaltla 15 dakika süren bir yolculukla çıkılan Boztepe, Ordu'ya uğrayanların, kenti yukarıdan izlemek için çıktıkları; Orduluların ise hafta sonları yayla yerine piknik yapmak için çıktıkları bir tepe. Üst noktası çamlarla, öteki yerleri kayın, kestane ağaçları be çayırlarla yeşillenmiş. Daha önceleri küçük bir kır kahvesinin olduğu Boztepe, şimdi yeni tesislerin yapım çalışmaları arasında tam bir şantiye görünümünde. Üstelik son yıllardaki çarpık kentleşmeden kendini kurtaramayan Ordu'nun görünümü çok da çekici değil. Ama yinede koyun tamamını, nereden geldiğinizi, yemek yediğiniz lokantayı, alışveriş ettiğiniz dükkanları, kaldığınız oteli arayıp yerini göstermek eğlenceli oluyor.
 Ordu, Karadeniz'in - deniz doldurularak kazanılmamış- en düz alana kurulmuş kenti. Her taraf fındık bahçeleri içinde yemyeşil. Öyleki Giresun yolu üzerindeki organize sanayi bölgesi bile, fındık bahçeleri içinde yapılmış...
1994 yılında yapılan bir araştırmaya göre Ordu'nun ekonomik durumu, Türkiye sıralamasında 61. sırada görülüyor. Onun altında başka Karadenzi kenti yok. Ekonomisi tamöamen fındığa bağlı. Oysa fındık artık eskisi gibi para getirmiyor. Önceleri dağlık arazi yapısı nedeniyle Karadeniz'in belli yerlei için çnerilen fındık ekimi, zamanla bölge dışına çıkarak Gölcük, değirmendere, Adapazarı, Düzce'ye kadar yayılınca, artan üretimle beraber getiriside azalmış. Buradaki fındık üreticisi parasını geç alınca, gelecek yıllar için borçlanmak zorunda kalmış ve adı belki sadece özel sohbetlerde anılan tefecilik kurumu devreye girmiş...
Endüstriyel anlamda çok da gelecek vaadetmeyen Ordu için şimdi umutlar, büyük ölçüde turizme bağlanmaya çalışılıyor.
 
11048 ziyaretçiburdaydı.... Sen nerdesin :-)
SON DAKİKA  
   
İllaki..  
 
 
% 100 TÜRK MALI  
  ”Pisi  
NAMAZ VAKİTLERİ  
   
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol